İçimizde (ki) mutluluk
Sanki eskiden daha mutluyduk. Hevesler kolay kolay kırılmıyordu bu zamandaki gibi. Hayallerimiz, hobilerimiz daha yaşanabilir, daha gerçekleşebilirdi. Şimdi ne düşünüyoruz, ne yapıyoruz? Spor yaparken koşacağımız yolu, süreyi; günde kaç kalori alacağımızı, ne kadar besin tüketeceğimizi; giyeceğimiz kıyafetin hangi ayakkabıyla hangi çantayla uyumlu olacağını belirleyen bir şeye sahibiz. Cebimize sığabilecek kadar küçük, tatlı, hayatımızın sekreteri... Cep telefonu! Ne mutlu bize! Hayatımız kolaylaştı. Oh! Ne alâ! Yaşamsal faaliyetlerimizi kolumuzu kıpırdatmadan gerçekleştiren, üşengeçlik adı altındaki tembelliğimizin dostu bir cihaz. Ama bir şeyler eksik sanki, bu telefonun bize veremediği bir şeyler var. Mutluluk mu ola ki ? Evet mutlu değiliz. Yaşadığımız duygular milyonlarca maskenin altında çürüyüp gidiyor. Yaşadığımız hüzün bile telefonumuzun altında kendini kurtarmaya çalışıyor. Biz n'apıyoruz? Durun iki saniye de olsa düşünelim. Ya da Instagram da anket mı yapsak? Daha net so...